Bu durumdan en çok etkilenenler çocuklarımız ve gençlerimiz oluyor. Son yıllarda toplum olarak medya ve dijital kaynakların da etkili olduğu dış kaynaklı sosyal bir erozyon içindeyiz. Kumar, Uyuşturucu, gasp rüşvet, öldürme ve soygun gibi olaylar eğitim görmemiş cahil kimselerce işlenip sahiplenilmiyor. Maalesef işini mesleğini almış hatta fenomen ve iş sahibi olmuş insanımızca işlenip sahipleniliyor. O halde problemi bu eğitimin her kademesinden geçmiş olmalarından dolayı eğitim sistemi ve müfredatın düzenlenmesinde aramalıyız. Eğitim sistemi elden geçirilip seküler (sadece dünya hayatını ve maddi menfaatını esas alan, dünyevileşmiş eğitim), bizim iman değerlerimizden uzaklaşmış eğitim sistemini düzenlemeliyiz. Eğitimi kendi imani ve islami değerlerimize göre revizyonuna tabi tutmalıyız. Gençlerimiz ve çocuklarımız evlerimizin sultanı ve hâkimi; Tüm kararlar onların taleplerine göre şekilleniyor. Onların görüşleri esas olup alternatif görüşlerimiz tenkit olarak algılandığı dan kimse teşebbus etmiyor! Prof Dr Nevzat Tahran Hocamın tesbitine göre gençlere sorumluluk verilmiyor. Ailede, Okulda ve sosyal hayatta ödev ve sorumluluktan uzak yetişen gençlerimiz verilen görevleri bir esaret olarak algılıyorlar. Ailede verilmeyen bu ödevlerin okullarda telafisi zorunluluk halini alıyor. İmam-hatip Ortaokul ve liseleri dahil tüm öğrencilerimizin kendini, Rabbini tanıması kendini, Rabbini niçin geldiğini? Görevinin ne olduğunu ve Nereye gideceğini? bilmesi gerekir. Bütün bu soruları doğru cevaplayabileceği bir müfredata ve eserlere ihtiyaç vardır. Bu da bu zamanda Kur’an-ı Kerimimizin güncel tefsiri olan Risale-i Nur eserlerinde pratik olarak yer almaktadır. Yapılacak iş Diyanet İşleri Başkanlığımız yayınlarından basılmış eserlerin okutulmasıdır. İlk Orta Lise ve Üniversitelerimizde bu eserlerden sırasıyla “Küçük Sözler, Gençlik Rehberi, Asay-ı Musa ve Ayetül Kübra” kitaplarının müfredata dahil edilip din dersi öğretmenlerimizce kısa bir kursla ders kitabı olarak kabül edilmesidir. Hoşçakalın.Allah'a emanet olun. Efendim
YENİ KATLİAMLARI NASIL ÖNLEYEBİLİRİZ?
Polisiye tedbirler, fiziksel önlemler ve palyatif tedbirler hemen alınmalıdır. Ancak geçici bir çözüm olarak alınmalıdır. Ancak bir dejenerasyon geçiriyor.