15 Ocak 2026, Perşembe
20:49

SESSİZ İŞGAL

Savaş denildiğinde zihnimizde beliren o barut kokulu, tanklı tüfekli sahneler artık tarih kitaplarının tozlu sayfalarında kaldı. İnsanlık, tarihinin en sinsi ve en derin kuşatmasıyla karşı karşıya; ancak bu kez gökyüzünden bombalar yağmıyor, işgal orduları sınırları zorlamıyor. Aksine, bu yeni savaşın cephesi hepimizin cebinde, evimizin başköşesinde ve en savunmasız anlarımızda parmaklarımızın ucunda duruyor. Günümüzde sosyal medya platformları, devasa sanal oyun endüstrisi ve dijital evrenin, masum birer eğlence aracı olmanın çok ötesine geçerek sosyolojik birer imha silahına dönüşmüş durumda. Bu, topla tüfekle yapılamayan yıkımın, daha düşük maliyetlerle çok daha kalıcı hasarlarla gerçekleştirildiği bir "Dijital Emperyalizm" çağıdır.

HAYAT İÇİNDEKİ GÖRÜNMEZ KAOS

Hayatımızın her döneminde, kimi zaman farkında olduğumuz kimi zaman ise adını koyamadığımız mücadelelerin içinde buluruz kendimizi. Bazen geçmişin ağırlığına takılı kalır, bazen de geleceğin belirsizliğinde kayboluruz. Bu iki uç arasında, “an”da kalmak giderek zorlaşır.

GÖZ GÖZE GELMEKTEN KORKAR OLDUK

Şöyle bir durup düşünelim; en son ne zaman bir komşunuzun kapısını "Tuzum bitmiş" diye değil de, sadece "Sesini duydum, bir halini sorayım dedim" diyerek çaldınız? Ya da en son ne zaman bir merdiven boşluğunda, elinizde poşetlerle dakikalarca süren o hesapsız, kitapsız sohbetlere daldınız?

ASGARİ GEÇİM ZOR…

ÜLKÜ VURAL
ÜLKÜ VURAL 18.12.2025

Asgari geçim zor. Bu cümle artık bir şikâyetdeğil, bir tespit. Sokakta, pazarda, okul kapısında, otobüs durağında herkesin yüzünde aynı ifade var: yorgunluk. Eskiden “asgari” kelimesi yetinmeyi anlatırdı. Bugün “asgari”, eksilmeyi anlatıyor. Hayattan kısmayı, kendinden vazgeçmeyi, sessizce geri çekilmeyi…

İŞVEREN GÖZÜYLE ASGARİ ÜCRET

Ben bu yazıyı, masasının bir yanında bordro, diğer yanında elektrik faturası duran bir işverenin yerinden yazıyorum. Ne holding patronuyum ne de gökdelen katlarında karar alan biri. Benim dünyam; dükkân kapısının önünde sigara molası veren çalışanla, akşam kepengi kapatırken yapılan “yarın nasıl olacak?” hesabı arasında geçiyor.

SON KULLANMA TARİHİ GEÇMİŞ VİCDANLAR PİYASADA

Bugün sadece midemizden değil, geleceğimizden bahsetmek istiyorum. Gıda, bizim için basit bir ihtiyaç değil; hayatın kendisidir. Bizim fiziksel gücümüz, çocuklarımızın büyümesi, toplumun yarınlara güvenle bakması... Hepsi, sofralarımızdaki o bir lokma ekmeğin, o taze sebzenin üzerine kuruludur. Gıda sektörü, bu nedenle, en kutsal ve en kritik sektör olmalıdır.